Yayınlarımız
MİRASTA DENKLEŞTİRME DAVASI
Stj. Av. Merve TAYANÇ & Av. Murat TEZCAN
Mirasta denkleştirme diğer adıyla iade davası; mirasbırakanın yasal mirasçılardan yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların belirli koşulların gerçekleşmesi halinde geri verilmesine denilmektedir. Mirasta denkleştirme davası Türk Medeni Kanununun 669-675. Maddeleri arasında düzenlenmektedir. Buna göre TMK'nin 669. Maddesinde "Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler." hükmü amirdir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere mirasta denkleştirme davasının açılabilmesi için;
- Mirasbırakanın sağlararası bir kazandırma yapmış olması gerekmektedir.
- Kazandırmanın karşılıksız olması lazımdır.
- Söz konusu kazandırma yasal mirasçılara karşı yapılmış olmalıdır. Zira iradi mirasçıların geri verme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
- Kazandırma miras payına mahsuben yapılmalıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı halinde mirasta denkleştirme istemiyle dava açılabilmektedir. Ancak burada önemle belirtmek gerekir ki; mirasbırakan tarafından yapılan bir kazandırma yoksa , taşınmazın üçüncü kişiden alındığı sabitse mirasta denkleştirme talep edilememektedir. Nitekim bu hususa ilişkin olarak;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2007/10320 E., 2007/12664 K. Sayılı ve 01.02.2007 Tarihli Kararında "...Dava mirastan iadeye ilişkindir. Taşınmazların mirasbırakan tarafından davalılara miras paylarına sayılmak üzere verildiği kanıtlanamamış, taşınmazın üçüncü kişiden alındığı tapu kaydındaki bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu yönler gözetilmeden koşulları bulunmayan davanın kabulü doğru bulunmamıştır. " şeklinde hüküm kurulmuştur.
MİRASTA DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI
MİRASBIRAKAN TARAFINDAN SAĞLARARASI BİR KARŞILIKSIZ KAZANDIRMA YAPILMALIDIR.
Mirasta denkleştirme davası ile ancak mirasbırakanın sağlararası yaptığı karşılıksız kazandırmaların iadesi talep edilebilmektedir. Yasal mirasçıya mirasbırakan tarafından ölüme bağlı bir kazandırma yapılmış olması halinde bu kazandırmanın iadesi (mirasta denkleştirme) mümkün olmamaktadır. Örneğin; mirasbırakanın ölümüne bağlı bir şekilde bağışlamada bulunması halinde denkleştirme talep edilememektedir. Bu hususa ilişkin olarak;
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2019/3104 E., 2021/3838 K. Sayılı ve 08.06.2024 Tarihli Kararında "Mirasta iadenin konusu bakımından, genel olarak üç şart aranır. Birincisi, karşılıksız bir kazandırıcı işlem bulunmasıdır. İkincisi, bu işlemin mirasbırakan tarafından ve mirasbırakanın malvarlığından yapılmış olması ve sonuçlarının mirasbırakanın sağlığında meydana gelmiş olmasıdır. Üçüncüsü ise, karşılıksız kazandırıcı işlemin mirasçının miras hakkına mahsuben yapılmış olmasıdır." şeklinde hüküm kurularak denkleştirme için şartlardan birinin sağlararası kazandırma olması gerektiği belirtilmiştir.
Bir başka miras davası türü olan tenkis davasında ise hem sağlararası kazandırmalar hem de ölüme bağlı kazandırmalar tenkise konu oluşturabilir.
KAZANDIRMANIN KARŞILIKSIZ YAPILMASI ZARURİDİR.
Mirasbırakan tarafından yasal mirasçılara yapılan kazandırmalardan sadece karşılıksız yapılanlar denkleştirmeye tabi tutulmaktadır. Mirasbırakan tarafından bir karşılık alınmışsa mirasta denkleştirmenin istenmesi mümkün değildir.
KAZANDIRMA YASAL MİRASÇIYA KARŞI YAPILMIŞ OLMALIDIR.
Mirasta denkleştirme isteminden bahsedebilmek için mirasbırakan tarafından yapılan kazandırmanın mutlaka yasal mirasçıya karşı yöneltilmiş olması gerekmektedir. Örneğin iradi mirasçıya yapılan kazandırmalarda iade talep edilemez. Aksinin mümkün olması halinde mirasta denkleştirme değil tenkis davası açılabilmektedir.
Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki; kazandırmanın yasal mirasçıya doğrudan yapılması gerekmektedir. Mirasbırakan tarafından üçüncü bir kişiye yapılan kazandırma sonucunda üçüncü kişi mirasbırakanın yasal mirasçılarına sağlararası ve karşılıksız kazandırma yapmış olsa bile bu durum mirasta denkleştirmenin konusunu oluşturmamaktadır. Nitekim bu hususa ilişkin olarak;
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2019/3104 E., 2021/3838 K. Sayılı ve 08.06.2021 Tarihli Kararında "Mirasçı lehine yapılan karşılıksız kazandırıcı işlem miras bırakan tarafından yapılmalı ve onun malvarlığından çıkmış olmalıdır, yani kazandırma doğrudan yapılmalıdır. Başka bir anlatımla, mirasbırakan tarafından üçüncü kişiye yapılan kazandırma sonucunda üçüncü kişi miras bırakanın yasal mirasçısına sağlararası karşılıksız kazandırma yapsa bile o yasal mirasçı denkleştirmeyi sağlamak için aldığını terekeye geri vermekle yükümlü değildir.(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi,27.09.1979 tarih, 1979/4565 E-6668 K)Bu ilke doğrultusunda, davalılar ... ve davalı ...’un 1974 yılında murisin kardeşleri ... ve ...’dan devraldıkları şirket hisseleri muris tarafından davalılara devredilmediğinden denkleştirmeye tabi olmadığı halde, bu hisselerin değerinin denkleştirmeye tabi kılınması doğru olmamıştır." şeklinde hüküm kurulmuştur.
YAPILAN KAZANDIRMANIN MİRAS PAYINA MAHSUBEN YAPILMIŞ OLMASI GEREKLİDİR.
Yasal mirasçılar ancak miras payına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları mirasta denkleştirmenin sağlanması amacıyla terekeyi geri vermekle yükümlüdür. Miras payına mahsuben yapılmayan karşılıksız kazandırmalar nedeniyle yasal mirasçıların geri verme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Önemle belirtelim ki; miras payına mahsuben yapılan kazandırmaların alt soya mı yoksa altsoy dışındaki diğer mirasçılara mı yapıldığı noktasında gerek ispat yükü gerekse karineler bakımından farklılıklar içermektedir.
- Alt Soyun Mirasta Denkleştirme Yükümlülüğü
Alt soyun denkleştirme yükümlülüğü Türk Medeni Kanununun 669. Maddesinin ikinci fıkrasında yer almaktadır. Anılan hükümde "Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Yukarıdaki tanımdan anlaşılacağı üzere altsoy açısından karşılıksız kazandırmada miras payına mahsup edilmek üzere hareket edildiği yönünde bir karine bulunmaktadır. Mirasbırakan bu denkleştirmenin aksini açıkça belirtmiş olabilir. Bu durumda ispat yükü iade yükümlüsü altsoy mirasçıya aittir. Kanundaki tanımdan yola çıkarak aksi belirtilmiş olmadıkça altsoya yapılan aşağıda belirtilen kazandırmalar denkleştirmeye tabiidir:
- Çeyiz vermek
- Kuruluş sermayesi vermek
- Bir malvarlığını devretmek
- Borçtan kurtarmak
Önemle belirtmek gerekir ki; mirasbırakanın yukarıda belirtilen kazandırmalardan olmayan karşılıksız bir şekilde altsoyuna temin etmesi halinde -diğer bir anlatımla 669/2 de sayılmayan kazandırmaların bulunması halinde- bu kazandırmaların denkleştirmeye tabi tutulabilmesi için kazandırmanın davalı yasal mirasçının miras payına mahsuben yapıldığının davacı denkleştirme alacaklısı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Yukarıda anlatılan hususlara ilişkin olarak;
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/17895 E., 2017/2125 K. Sayılı ve 20.03.2017 Tarihli Kararında "Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.Her ne kadar mahkeme, tanık ...'nun ifadesine dayanarak davanın reddine karar vermiş ise de tanık ... ifadesinde mirasbırakan, davalı ve kendisinin fındık ticareti yaptıklarını, ...'nun hesabındaki paranın fındık sermayesi olduğunu ifade etmiştir. Toplanan deliller, tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davalı ...'in mirasbırakandan aldığı vekaletname ile mirasbırakanın hesabındaki parayı çektiği ve bu paranın kendisine ait olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı halde feragat eden davacı dışındaki davacıların miras payları gözetilerek denkleştirmeye karar verilmemesi doğru görülmemiştir." şeklinde hüküm kurularak altsoy mirasçının yapılan kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığını ispatlayamaması nedeniyle denkleştirmeye karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/14101E., 2016/2743 K. Sayılı Ve 03.03.2016 Tarihli Kararında "Kazandırmanın miras payına mahsuben verilmediğinin ispat yükü kazandırmadan yararlanan davalıya düşer. Somut olaya gelince; muris tarafından 30.01.2014 tarihinde altsoy mirasçı olan .... hesabına 26.035,95 TL paranın havale edildiği, yine murisin vefatından önce maaşından 560.00 TL çekildiği davalının kabulündedir. Muris tarafından davalıya verilen paranın ve davalı tarafından bankadan çekilen emekli aylığının miras payına mahsuben verilmediğinin, bu paradan murisin ihtiyaçları ve cenaze masraflarının harcandığı, davalı ... tarafından ispat edilmesi gerekir.Mahkemece ispat külfetinin davacılarda olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir." şeklinde hüküm kurularak altsoya yapılan kazandırmada ispat yükünün davalıda olduğu, mahkemece ispat yükünün yanlış tarafa yükletilmesi nedeniyle yerel mahkemenin vermiş olduğu karar bozulmuştur.
- Alt Soy Dışındaki Mirasçıların Denkleştirme Yükümlülüğü
Mirasbırakan tarafından alt soy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda miras payına mahsuben hareket edilmediğine yönelik karine bulunmaktadır. Mirasbırakan bu hususun da aksini belirtebilir. Eğer aksi belirtilmemişse bu karinenin aksini davacı yasal mirasçı ispatlamak zorundadır.
DENKLEŞTİRME ŞEKLİ
Denkleştirmenin şekli TMK'nin 671 ve 673. Maddelerinde düzenlenmiştir. TMK'nin 671. Maddesinde " Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır." hükmü amirdir. Bu ifadeden yola çıkarak geri vermekle yükümlü mirasçı;
- Dilerse aldığının tamamını aynen geri verir, paylaşıma katılarak terekeden payına düşecek olanı alır.
- Yahut mirasbırakandan aldıklarını aynen iade etmez, eğer aldığı şeyin değeri miras payından fazla ise fazlalığı diğer mirasçılara öder, azsa da eksikliği terekeden talep edebilir.
Burada önemle belirtelim ki; yukarıda seçimlik hakları davalı iade yükümlüsü mirasçı dilediğince kullanabilmektedir. Nitekim;
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/9034 E., 2019/3584 K. Sayılı Kararında "iade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Mirasçının geri vermekle yükümlüğü olduğu değer onun miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini kanıtlarsa, bu fazlalık denkleştirmeye tabi olmaz. Burada tenkise ilişkin haklar saklıdır.
Mirasta denkleştirme davasında denkleştirme işlemi kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır.
EĞİTİM VE ÖĞRENİM GİDERLERİ
Mirasbırakanın aksini arzu ettiği kanıtlanmadıkça çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan alışılmış ölçüdeki giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak mirasbırakanın ekonomik ve sosyal seviyesine göre alışılmış ölçüleri aşan kısım yönünden geri verme yükümlülüğü mevcuttur.
Ayrıca önemle belirtelim ki; bu kural sadece çocuklara yapılan harcamalar için geçerli olup torun vs. Gibi diğer mirasçılara yapılan bu tür harcamalar denkleştirmeye tabiidir. Nitekim bu hususa ilişkin olarak;
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/612 E., 2016/5950 K. Sayılı Kararında ‘’Murisin çocukları için yaptığı eğitim ve öğretim giderleri mirasta denkleştirmeye tabi değildir. TMK’nın 674. maddesi gereğince “Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, murisin aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.” Madde metni aynı Kanun’un 669/2 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde murisin torunları için yaptığı eğitim ve öğrenim harcamalarının denkleştirmeye tabi olduğu açıktır. Bu nedenle, murisin davalı …’in üniversite öğrenimine yaptığı katkısı denkleştirmeye tabidir. Dolayısıyla, murisin katkı miktarı bulunarak terekeye iadesi gerekir.’’ şeklinde hüküm kurulmuştur.
Ayrıca önemle belirtelim ki; mirasbırakan tarafından yaşılan olağan hediyeler de denkleştirme yönünden talep edilememektedir. Olağan hediyelere örnek vermek gerekirse;
Bayram hediyesi, mezuniyet hediyesi, doğun günü hediyesi vb.
MİRASTA DENKLEŞTİRME DAVASINDA USUL
Mirasta Denkleştirmede Davacı ve Davalı Sıfatı:
Mirasta denkleştirme istemi ancak yasal mirasçılar tarafından yapılabilmektedir. Tenkis davasından farklı olarak iade istemi için yasal mirasçı sıfatının bulunması yeterli olup saklı payın bulunup bulunmaması önem arz etmemektedir.
Mirasta denkleştirme davasında davalı sıfatı da sadece yasal mirasçılara aittir. Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere mirasbırakan tarafından üçüncü bir kişiye yapılan kazandırma sonrasında kazanılan ediminin yasal mirasçıya geçmesi halinde bu dava açılamamaktadır. Zira kazandırma yapılan kişinin mutlaka yasal mirasçı sıfatını haiz olması gerekmektedir.
Denkleştirme Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Mirasta denkleştirme davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri adresinin bulunduğu yer mahkemeleridir. Burada önemle belirtmek gerekir ki; söz konusu iade edilecek edim taşınmaz dahi olsa yetkili mahkeme kesin yetki sebebiyle mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Mirasta Denkleştirmede Zamanaşımı
Mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamlanana kadar talep edilebilmektedir. Diğer bir deyişle denkleştirme istemi miras paylaşılmadığı sürece zamanaşımına uğramamaktadır. Nitekim bu hususa ilişkin olarak;
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/15900 E., 2019/5589 K. Sayılı ve 23.09.2019 Tarihli Kararında "Somut olayda, davacı mirasta denkleştirme talebinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamalanana kadar gerçekleştirlebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme, mirasın paylaşılmadığı süre boyunca zamanaşımına uğramaz. Mirasın paylaşıldığı ve murisin öldüğü tarihten dava açma tarihine kadar yasal zamanaşımı süresi tamamlanmadığından mahkemece esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, davanın Türk Medeni Kanununun 565. maddesine göre tenkis isteği olarak değerlendirilip, bu itibarla hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Terditli Davanın Açılıp Açılamayacağı Hakkında
Mirasta denkleştirme istemi kademeli yani terditli bir şekilde talep edilebilmektedir. Örneğin; mirasta denkleştirme aksi takdirde tenkis talepli dava açılması mümkündür. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; bu tür kademeli isteklerde öncelikle mirasta denkleştirme konusunda bir karar verilmeden tenkis istemi hakkında inceleme yapılamamaktadır. Nitekim bu hususa ilişkin olarak;
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/3823 E., 2016/13601 K. Sayılı Kararında "davacılar "iadenin mümkün olmaması halinde dava konusu gayrimenkuller mahfuz hisseyi aşana kısmının tenkisine" karar verilmesini istemişlerdir. Bu talep yönünden tarafların delillerin toplanıp, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde red hükmü kurulması doğru değildir." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Sonuç olarak;
Mirasta denkleştirme davası mriasbırakanın sağlararası bir kazandırma ile miras paylarına mahsuben mirasçılara karşı yaptığı kazandırmaların terekeye iadesini konu almaktadır. Burada en önemli nokta Bir kazandırmanın miras payına mahsuben yapılıp yapılmadığının belirlenmesidir. Kazandırmanın denkleştirmeye tabi olup olmayacağı konusunda mirasbırakanın bir iradesi tespit edilememişse, TMK m. 669’da düzenlenmiş olan karineler çerçevesinde denkleştirme gerçekleşmektedir. Buna göre çeyiz, kuruluş sermayesi, bir malvarlığının devri, borçtan kurtarma yahut benzerleri gibi karşılıksız kazandırmalar almış olan altsoy, kanun gereği denkleştirme ile yükümlüdür. TMK m. 669/II’deki altsoy mirasçılar için geçerli olan karinenin aksine; altsoy dışındaki mirasçılar kural olarak denkleştirme yükümlüsü değildir, mirasbırakanın iradesiyle denkleştirme borçlusu olabilirler.
Denkleştirme borçlusu ya da alacaklısı olarak bir taraf sıfatı kazanabilmek için mirasbırakanın yasal mirasçısı olmak gereklidir. Mirasbırakanın ölümü anında mirasçılık sıfatını taşımayan kimseler kural olarak denkleştirmede taraf olamazlar.
Mirasın paylaşılması aşamasında denkleştirme hakkı her zaman talep edilebilmektedir., paylaşma tamamlanmadığı sürece zamanaşımına uğramaz. Mirasın paylaşımından itibaren ise Yargıtay denkleştirme talebinin mirasın paylaşımından itibaren on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu kabul etmektedir.
Denkleştirmenin koşulları mevcut ise denkleştirmeye konu kazandırma terekeye iade edilirken değerinin hesaplanması önem arz eder. Bu konuda TMK m. 673’ün açık düzenlemesi devreye girer ve denkleştirme anındaki değer esas alınır. Yarar-zarar ile gelir-gider hesabında ise sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
İlgili içeriğin video anlatımı aşağıdadır.

2B Arazileri Ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Miras Sebebiyle İstihkak Davası

TAŞINMAZIN DEVRİ VEYA TAŞINMAZ ÜZERİNDE SINIRLI AYNİ HAK KURULMASINA İLİŞKİN ARABULUCULUK TUTANAKLARININ İCRASI

İHALENİN FESHİ DAVALARI

YENİ ARAZİ OLUŞMASI YOLUYLA TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİ KAZANMA / TMK m.708

6306 Sayılı Kanun’un 6. Maddesinin Anayasal Hak Ve Özgürlükler Açısından Ele Alınması

TAŞINMAZ KİRALAMALARINDA KİRAYA VERENİN HAPİS HAKKI

7445 Sayılı Kanun Ve Dava Şartı Arabuluculuk

ERKEN TAHLİYE’NİN KİRAYA VEREN VE KİRACI BAKIMINDAN SONUÇLARI

Aile Konutu

BORÇLUYA SATIŞ YETKİSİNİN VERİLMESİ VE İİK 135/2 KAPSAMINDA TAŞINMAZLARIN TAHLİYESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Değer Artış Payı

Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Kamulaştırmasız El Atmalara Yönelik Önemli Kararına İlişkin Değerlendirme.

TRAMPA SÖZLEŞMESİ
