Yayınlarımız
Miras Hukukunda Terekenin Tespiti
Av. Murat TEZCAN & Stj. Av. Merve TAYANÇ
MİRAS HUKUKUNDA TEREKENİN TESPİTİ DAVASI:
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte bütün mal varlığı aktif ve pasifiyle beraber mirasçılarına geçmektedir. Ancak bazı hallerde mirasbırakanın mal varlığı tam ve doğru bir şekilde mirasçılar tarafından bilinmeyebilir. Bu durumun mirasçılar arasında bir anlaşmazlığa yol açabileceği düşünülerek “terekenin tespiti davası” kurumu düzenlenmiştir.
Bir koruma önlemi olan terekenin tespiti davası, ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan malvarlığı unsurlarını belirleme, terekeyle ilgili ileride oluşacak ihtilaflarda çözüm amacıyla terekenin içerdiği unsurlarla ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkânı elde etme amacına yönelik terekede bulunan mal ve hakların tespiti davasıdır.
1- TEREKE VE KAPSAMI:
Tereke miras bırakanın alacak ve borçları da dahil olmak üzere sahip olduğu aktif ve pasifteki bütün mal varlığı değerleri olarak ifade edilmektedir.
Terekeye konu mal varlığı olarak taşınmaz mallar, taşınır mallar, menkul kıymetler, araçlar, banka hesapları, fikri ve sınai mülkiyet hakları dahil edilebilir. Ancak belirtilen bu mal varlığı unsuları tahdidi olarak sayılmadığını belirtmek gerekmektedir. Açılacak terekenin tespiti davasıyla birlikte terekeye konu bu mallar tespit edilecektir.
2- TEREKENİN TESPİTİ DAVASINDA YARGILAMA:
Terekenin tespiti davası genellikle mirasbırakanın mal varlığının kesin olarak bilinemediği durumlarda açılmakta olup TMK’nin 589 ve devamında bu davaya ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu maddeler kapsamında da mahkeme tarafından tereke tespit edilirken detaylı bir araştırma yapılır. Bilirkişi incelemeleri, keşifler ve gereken yerlere müzekkere yazılması buna örnek verilebilir.
Terekenin tespitinde öncelikli olarak miras bırakanın aktif mal varlığı detaylı bir şekilde belirlenmektedir. Bu işlemin ardından pasif mal varlığı örneğin borçlar, cenaze masrafları vs. gibi giderler hesaplanır ve aktif mal varlığı değerinden düşürülerek net tereke miktarı ortaya çıkarılmaktadır.1Bu aşamadan sonra ise mirasın açıldığı tarih itibariyle geçerli olan döviz kuru vs. gibi etmenle dikkate alınarak terekenin parasal değeri hesaplanmaktadır.
![]() |
1 Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/6738 E. 2023/306 K. Sayılı ve 18.01.2023 Tarihli Kararı
2.1 Aktif Mal Varlığı Değerinin Hesaplanması:
Terekenin aktifi; mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Terekenin aktifini, temlik edilenler ile temlik dışı bırakılanlar oluşturmaktadır. Temlik edilenler ve temlik dışı olan taşınmazların mirasbırakanın ölüm tarihindeki değerine göre hesaplanır.
Terekenin tespiti davasında mirasbırakanın aktif mal varlığının hesaplanması için gerekli yerlere müzekkere yazılır ve kayıt altına alınmaktadır. Muhafazası mümkün olmayan mallar ise satılarak parasal değerleri mahkeme tarafından bir banka hesabına yatırılmaktadır. Bu işlemlerin yapılması için öncelikle mahkemece detaylı bir araştırma yapılarak bilgi toplanmaktadır. Tapu kayıtlarına, banka hesaplarına, vergi beyannameleri, kambiyo senetleri vs. incelenerek terekenin aktifi hesaplanarak bu mal varlıklarının değeri tespit edilmektedir. Mahkeme tarafından bu hususların değerinin tespiti için bilirkişi atanabilmektedir.
2.2 Pasif Mal Varlığı Değerinin Hesaplanması:
Mahkeme tarafından yapılan detaylı incelemeyle mirasbırakanın pasif mal varlığı değerleri tespit edilerek aktif değerden çıkartılmaktadır. Pasif mal varlığı değerleri TMK’nin 507/2. Maddesine göre mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri, mirasbırakan ile yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri olarak belirlenmiştir. Mirasbırakanın borçlarının mahkeme tarafından belirlenmesinde ipotek belgeleri, kredi borçları vs. incelenmektedir.
2.3 Terekenin Tespiti ve Defter Tutulması:
Terekenin aktif ve pasif değerleri tespit edildikten sonra mahkeme tarafından talep halinde TMK’nin 589. Maddesi uyarınca defter tutulmasına karar verilebilmektedir. Tereke defterinin tutulması işlemi koruma önlemi olarak karşımıza çıkmakta olup mirasçılar arasında olası bir anlaşmazlığın önüne geçilmesi amacını taşımaktadır. Tereke defterine tutulan mal varlığı değerleri bu malın mirasbırakana ait olduğuna kesin karine teşkil etmemektedir. Dolayısıyla tereke defterinde bulunan bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden mirasçı istihkak davası açarak bu malın kendisine verilmesi talep edebilmektedir.
2.4 Terekenin Tespiti Davasında İhtiyati Tedbir:
Terekenin tespiti davasında mirasçılardan her biri diğer mirasçıların miras mallarına dair işlem yapma ihtimalini bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine talep edebilmektedir. Mahkeme tarafından verilecek ihtiyati tedbir kararı ile miras mallarında işlem
yapmasının önüne geçilmesi sağlanmaktadır. Burada belirtmek gerekir ki; mirasçılar talep etmese dahi hakim somut olayın özelliklerini dikkate alarak resen de ihtiyati tedbir kararı verebilmektedir.
3- TESPİT DAVASININ SONUÇLARI:
Terekenin tespiti eda davası niteliğinde olmadığı için bu davada sadece mirasbırakanın mal varlığı tespit edilmektedir. Terekenin tespiti davasıyla birlikte mirasçıların terekenin net değerini tespit edebilmesini sağlamakla beraber olası anlaşmazlıkların önüne de geçilmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda aslında mriasçılar arasındaki paylaşımın da temelini oluşturmaktadır.
4- TEREKENİN TESPİTİ DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ:
Önemle belirtmek gerekir ki; terekenin tespiti davası hukuki niteliği itibariyle delil tespiti niteliğinde olduğundan dolayı mahkemece yapılması gereken husus sadece terekenin unsurlarını tespit etmektir. Dolayısıyla bu davada miras paylaşımına ilişkin bir hüküm verilmesinin imkanı bulunmamaktadır.
Ayrıca yine açılan terekenin tespit davasının delil tespiti niteliğini haiz olması verilen kararın da nihai hüküm niteliğinde olmadığına da delalet etmektedir. Bu nedenle bu kararların temyizi kabil değildir. Aynı zamanda tarafların her zaman istihkak davası açabileceği unutulmamalıdır. Bütün bu açıklamalara ithafen;
· Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/6394 E. 2019/5096 K. Ve 11.06.2019 Tarihli Kararında “Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.” Şeklinde ifade edilerek terekenin tespitinin sadece delil tespiti niteliğini taşıdığı hükme bağlanarak istihkak davası niteliğinde olmadığı beyan edilmiştir.
· Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2021/715 E. 2021/2143 K. Ve 25.03.2021 Tarihli Kararında “Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.
Davacının defter tutulmasına dair isteği, Türk Medeni Kanununun 619. maddesinde düzenlenen mirası kabul veya redde esas olmak üzere "resmi defter tutma" değil, aynı Kanunun 589. ve devamı maddelerinde yer olan "koruma önlemi" olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır.”
· Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2018/61 E. 2021/1966 K. Ve 22.03.2021 Tarihli Kararında “Terekenin tespiti, korunması ve yönetilmesi ile ilgili TMK'nun 589 ve devamı maddeleri gereğince alınması gereken önlemlere ilişkin verilen kararlar nihai hüküm niteliğinde olmadığından temyizi kabil değildir. Mahkemece yapılan işlem terekenin muhafazası ve hak sahiplerine intikal etmesini temin için alınması gereken tedbirlere ilişkindir (TMK m. 589). Tarafların istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir (TMK m. 640). Bu nedenle kararın temyiz kabiliyeti olmadığından temyiz isteğinin reddi gerekmiştir.” Şeklinde ifade edilerek terekenin tespiti davasında verilen kararların nihai hüküm oluşturmadığı bu nedenle temyizi kabul olmayan dava türlerinden biri olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı zamanda bu davanın sonuçlanmasının istihkak davası açmaya engel bir durum teşkil etmediği de Yargıtay tarafından kabul edilmiştir.
5- TEREKENİN TESPİTİ DAVASINDA ZAMANAŞIMI, GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME:
Terekenin tespiti davasında görevli ve yetkili mahkeme TMK’nin 590. Maddesi uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Miras hakkının mirasbırakanın ölümü halinde doğması sebebiyle terekenin tespiti davası mirasbırakan hayatta iken açılamaz. Murisin ölümü ile açılabilen bu davada hiçbir hak düşürücü süre veya zamanaşımı bulunmamaktadır. Bu nedenle her zaman açılabilmektedir. Ancak yukarıda da belirtmiş olduğumuz terekenin tespiti ve defter tutulması işleminde TMK’nin 590. Maddesine göre mirasbırakanın ölümünden itibaren 1 ay içinde talepte bulunulması durumunda mahkemece defterin tutulmasına karar verebilir. Önemle belirtmekte fayda var ki; Yargıtay içtihatlarına2 baktığımızda kanunda belirtilen bu bir aylık sürenin hak düşürücü değil düzenleyici nitelikte olduğu belirtilmektedir. Buna ilişkin olarak;
· Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/18247 E. 2017/2270 K. Sayılı Ve 23.3.2017 Tarihli Kararında “Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa sulh hakimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir. Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır. (TMK m.590) Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi istem üzerine veya re'sen tereke malların korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Bu önlemler özellikle kanun da belirtilen hallerde tereke de bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir. Mirasbırakan yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hakimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hakimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hakimine gönderir. (TMK m.589) Tüm bu önlemler terekenin korunması ve tespiti kapsamındadır. Terekenin korunmasına dair önlemler hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 590. maddesinde yer alan bir aylık süre hak düşürücü süre olmayıp düzenleyici niteliktedir. Davacı mirasçı olduğundan terekenin tespiti ve korunması için defterinin tutulmasını istemesinde hukuki yararı vardır.” Şeklinde ifade edilerek
![]() |
2 YARGITAY 14. Hukuk Dairesi Esas: 2016 / 6232 Karar: 2019 / 767 Karar Tarihi: 24.01.2019 Tarihli Kararı
defter tutulmasının 1 aylık süre içerisinde talep edilip edilmediğinin önemli olmadığı, bu sürenin düzenleyici nitelikte olduğu bu nedenle paylaşmaya kadar her zaman istenebileceği hüküm altına alınmıştır.
ÖZETLE;
Terekenin tespiti davası, miras bırakanın malvarlığının tam olarak tespit edilmediği durumlarda miras bırakanın mal varlığının doğru ve noksansız bir şekilde tespitine yönelik açılan bir davadır. Bu dava genellikle mirasçılar arasında anlaşmazlık olduğunda veya terekenin korunması amacıyla açılmaktadır. Terekenin tespiti davası, miras bırakanın mirasçılarından herhangi biri tarafından veya tüm mirasçılar adına tereke temsilcisi tarafından talep edilebilmektedir. Mahkeme tarafından terekenin belirlenmesinde öncelikle mirasbırakanın aktif mal varlığı değerleri tespit edilmektedir. Akabinde pasif mal varlığı tespit edilerek aktif mal varlığından çıkartılır ve böylece net tereke hesaplanmış olmaktadır. Terekenin tespiti aşamasından sonra bu mal varlığı unsurları tereke defterine kaydedilir. Böylelikle tereke resmi belgeye dökülmüş olmakla beraber miras paylaşımının da temeli oluşturulur.
Terekenin tespiti davası niteliği itibariyle delil tespiti niteliğindedir. Bu nedenle nihai hüküm teşkil etmezler ve temyize kabil olmayan dava türlerinden biridir. Burada önemle belirtmek gerekir ki; bu tespit isteminin sonuçlanması ya da yargılamanın devam etmesi mirasçıların istihkak davası açmasına engel teşkil etmemektedir. Dolayısıyla terekeye ait olarak tespit edilen bir mal hakkında kendisine ait olduğunu iddia eden kişi istihkak davası yoluyla o malın kendisine verilmesini talep edebilme hakkına sahiptir.
Terekenin tespiti davasına ilişkin olarak herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Mirasçılar hukuki yararlarının bulunması koşuluyla mirasın paylaştırılmasına kadar her zaman terekenin tespiti istemiyle dava açabilmektedirler. Davanın mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması gerekmektedir.

2B Arazileri Ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Miras Sebebiyle İstihkak Davası

TAŞINMAZIN DEVRİ VEYA TAŞINMAZ ÜZERİNDE SINIRLI AYNİ HAK KURULMASINA İLİŞKİN ARABULUCULUK TUTANAKLARININ İCRASI

İHALENİN FESHİ DAVALARI

YENİ ARAZİ OLUŞMASI YOLUYLA TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİ KAZANMA / TMK m.708

6306 Sayılı Kanun’un 6. Maddesinin Anayasal Hak Ve Özgürlükler Açısından Ele Alınması

TAŞINMAZ KİRALAMALARINDA KİRAYA VERENİN HAPİS HAKKI

7445 Sayılı Kanun Ve Dava Şartı Arabuluculuk

ERKEN TAHLİYE’NİN KİRAYA VEREN VE KİRACI BAKIMINDAN SONUÇLARI

Aile Konutu

BORÇLUYA SATIŞ YETKİSİNİN VERİLMESİ VE İİK 135/2 KAPSAMINDA TAŞINMAZLARIN TAHLİYESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Değer Artış Payı

Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Kamulaştırmasız El Atmalara Yönelik Önemli Kararına İlişkin Değerlendirme.

TRAMPA SÖZLEŞMESİ
