Yayınlarımız
Mazbut Vakıfların Taraf Olduğu Kira Sözleşmeleri
Av. Murat TEZCAN & Stj. Av. Merve TAYANÇ
A- GİRİŞ
Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait taşınmazların ile ayrı bir tüzel kişiliği olsa da VGM tarafından yönetilen mazbut vakıfların taşınmazların kiralanması Devlet İhale Kanunu’na tabi olmaktadır. Ayrıca bu taşınmazların kiralanmaları hususunda Vakıf Taşınmazların Tip Genel Şartnamesi, Vakıf Taşınmazların Kiraya Verilme Usul ve Esasları da göz önünde bulundurulacaktır.
Mazbut vakıfların kiralanmasına ilişkin olarak en büyük problem “konut ve çatılı işyeri kiraları” na tabi olmaları halinde tahliyenin nasıl sağlanacağına ilişkindir. Zira 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunun 75. Maddesine göre yapılacak olan tahliye, TBK’nin konut ve çatılı iş yeri kiralarına ilişkin hükümleri ile çatışmaktadır. İşte bu yazıda; öncelikli olarak mazbut vakıfların taşınmazlarının kiralama işlemleri irdelenecek olup ilerleyen bölümlerde “tahliye” ye ilişkin değerlendirmeler yapılacaktır.
B- MAZBUT VAKIFLARIN KİRAYA VEREN KONUMUNDA OLDUĞU KİRA SÖZLEŞMELERİ
Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki; Devlet İhale Kanuna tabi olarak kiralama işlemlerinin gerçekleştirilmesi için söz konusu vakfın “mazbut vakıf” niteliğini haiz olması gerekmektedir. Mazbut vakfın tanımı ise Vakıflar Kanununun 3. Maddesinde yapılmış olup maddede “Bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen” şeklinde tanımlanmıştır.
Vakıf Taşınmazların Kiraya Verilme Usul ve Esaslarının 1. Maddesine göre Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ve temsil edilen mazbut vakıf taşınmazların kiralanmasında Devlet İhale Kanununun uygulanacağı defaten belirtilmiştir. Buna göre yapılacak ihalelerde kapalı teklif usulü, açık teklif usulü ve pazarlık usullerinden biri uygulanabilmektedir. Kural olarak mazbut vakıfların taşınmazların kiralanmalarında kapalı teklif ve açık teklif usulüdür. Ancak kullanışları, özelliği ve idareye yararlı olması nedeniyle Vakıf Taşınmazların Kiraya Verilme Usul ve Esasları’nın 1. Maddesinde belirtilen taşınmazlarda pazarlık usulü ile kiraya verileceği hüküm altına alınmıştır.
a- KİRA SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ:
Türk Borçlar Kanununa göre kira sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için bir şekil şartı bulunmamaktadır. Ancak Mazbut vakıfların taşınmazlarının kiraya verilmesinde Devlet İhale Kanununun uygulanması sebebiyle bu kanunun 57. Maddesi gereğince sözleşmenin noter onaylı olması gerekmektedir. Aksi takdirde sözleşmenin hiçbir geçerliliği bulunmamaktadır.
b- KİRA BEDELİNİN BELİRLENMESİ VE ÖDEME GÜNÜ:
Söz konuşu mazbut vakıf taşınmazlarının kira ihalesindeki muhammen kira bedeli 2886 Sayılı Kanununun 9. Maddesi uyarınca idarelerce tespit edilmekte ya da ettirilmektedir. Buna göre tahmin edilen kira bedeli Bölge Müdürlüğünce belirlenen komisyon marifetiyle ekspertiz raporu hazırlamak suretiyle tespit edilmektedir.
Vakıf Taşınmazların Kiralanmasına ilişkin Usul ve Esaslar” ın 5. Maddesinde kira bedellerinin yıllık artış oranına ilişkin hüküm bulunmaktadır. Söz konusu hükme göre Sözleşmelerinde aksi bir hüküm bulunmadıkça, kira süreleri dolan taşınmazların kira bedelleri, ÜFE ve emsal kira bedelleri dikkate alınarak belirlenir. Bu hükmün oldukça sıkıntılı olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Zira madde başlığında “yıllık artış oranları” ifadesi bulunmaktadır fakat içerikte kira süresinin dolması halinde kira bedelinin belirlenmesi hali düzenlenmektedir. Vakıflar Kanununun 20. Maddesi uyarınca kira sözleşmeleri en fazla üç yıllığına yapılabilmektedir. Söz konusu kira bedeli tespitine ilişkin hüküm uyarınca üç yıllık sözleşmede kira belirlenmesi ne zaman yapılacaktır? Bu konuda soru işaretlerinin bulunduğunu söylemek gerekmektedir. Uygulamada vakıflar tarafından çoğunlukla bir yıllık sözleşmelerin akdedildiği ve yenileme yoluna gidildiği görülmektedir. Dolayısıyla yukarıda getirmiş olduğumuz eleştirinin uygulama açısından bir karşılığı bulunmamaktadır.
Kira bedellerinin ödenmesine ilişkin ise öncelikli olarak kira sözleşmesine bakılması gerekmektedir. Eğer sözleşmede hiçbir hüküm bulunmuyorsa her ayın birinci iş günü kira bedelini ödeme günüdür. Kira bedelinin ödenme süresi ise; her ayın beşinci iş günü mesai bitimine kadar olan süredir.
c- ALT KİRA VE KULLANIM HAKKININ DEVRİ
Vakıf Taşınmazların Kiralama Usul ve Esasları’nın 20. Maddesinde “Kiracı, kiraya verene ve kiralanana zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak ve İdareden yazılı izim almak koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebilir ya da kullanım hakkını başkasına devredebilir…” hükmü bulunmaktadır. Görüleceği üzere vakıf taşınmazın kiracısı, taşınmaza ve vakfa zarar vermemek ve idareden yazılı izin almak koşulu ile alt kira ilişkisi kurabilmektedir. Bu hükmün TBK’nin alt kira ilişkisini düzenleyen maddeleriyle uyuştuğunu söylemek mümkündür. Nitekim TBK’nin 322. Maddesinde de alt kira ve kullanım hakkının devri kiraya verenin yazılı onayına tabiidir.
Alt kiracının kiralayan idareye karşı sorumluluğunu gelince ise; alt kiracı kiralananı ancak sözleşme ve şartnamede tanınan biçimde kullanabilmektedir. Şayet aksi bir hal söz konusu olursa kiracı ve alt kiracı İdareye karşı sorumlu olmaktadır. İdare, kiracıya karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya veya kullanım hakkını devralana karşı da kullanabilmektedir.
d- TAHLİYE
d.1 Kira süresinin geçmesi nedeniyle tahliye:
Yukarıda da defaten belirtmiş olduğumuz üzere Vakıflar Kanununun 20. Maddesine göre mazbut vakıf taşınmazlarının kira süresinin azami 3 yıl olacağı kararlaştırılmıştır. Vakıfların taşınmazlarının kiralamalarına ilişkin hükümler “Vakıf Taşınmazların Kiraya Verilme Usul ve Esasları” nda düzenlenmektedir. İşbu usul ve esasların 24. Maddesine göre kira ilişkisi sözleşme süresinin bitimiyle sona ermektedir. Yine 25. Maddesine göre ise kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, taşınmaz 2886 Sayılı Kanunun 75. Maddesine göre tahliye ettirilmektedir.
Söz konusu Devlet İhale Kanunu’nun 75. Maddesinde “…Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.” Şeklinde hüküm bulunmaktadır. Bu doğrultuda vakıf taşınmazın kiracısı tarafından, kira süresi bitmesine rağmen taşınmaz işgal edilmekteyse; öncelikli olarak sözleşme hükümleri yoksa da mülki amir tarafından tahliye sağlanmaktadır.
Burada en büyük problemin ise vakıf taşınmazlarının “konut ve çatılı iş yeri kiraları” na konu edilmesi halinde oluşmaktadır. Zira TBK’nin 339. Maddesinde TBK’nin konut ve çatılı işyeri kiraları için getirmiş olduğu hükümlerin kamu kurum ve kuruluşları için de uygulanacağı belirtilmiştir. Yine TBK’nin 347. Maddesinde sözleşmenin zayıf konumunda bulunan kiracının korunması amacı ile getirilen düzenleme “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır.” Şeklindedir.
Vakıf taşınmazların kiralanması halinde bu hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin soru işaretleri bulunmaktadır. Doktrinde ağırlıklı görüşün vakıf taşınmazların kiralanmalarında da TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündedir. İnceoğlu’na göre; 2886 Sayılı Kanunun özel hüküm olmadığı, kiracının korunduğu hükümlerin özel hüküm olduğu belirtilmekle; kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalarda TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği ifade edilmektedir.1 Erzurumoğlu’ na göre TBK’nin 339. Maddesinin ikinci fıkrası emredici nitelikte olup, kamu kurum ve kuruluşlarının yapmış oldukları sözleşmeler bu emredici hükme tabiidir.2 Doktrinde azınlıkta kalan görüşe göre ise; kamu kurum ve kuruşların kiralamalarında tahliyeye ilişkin DİK ‘in 75. Maddesinin uygulanacağı zira 2886 Sayılı Kanun hükümleri TBK’ye göre daha özel düzenlemeler olup özel kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Görüleceği üzere doktrinde iki farklı görüşün olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu noktada belirtmek gerekir ki; TBK’nin 339. Maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinde “kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun kiraya veren veya kiracı olarak taraf olduğu tüm kira sözleşmelerinin de buradaki hükümlere tabi olacağı açıklıkla ortaya konulmuştur.” Şeklinde ifadeler yer almaktadır. Dolayısıyla hangi usule tabi olursa olsun TBK’nin ilgili hükümlerinin kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmazlarının kiraya verilmesinde uygulanacağı sonucuna varılmalıdır.
Bu konu hakkında, Yargıtay’ın ise; Devlet İhale Kanunu Kapsamı uyarınca kira sözleşmelerinin yapıldığı vakıf taşınmazlara ilişkin TBK’nin konut ve çatılı iş yeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulanmadığı, 2886 Sayılı Kanunun 75. Maddesine göre tahliyenin yapılabileceği yönünde içtihatlar geliştirdiğini söylemek mümkündür. Nitekim;
• Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/2183 E. 2021/3667 K. Sayılı Ve 06.04.2021 Tarihli Kararında “Dairemizin geri çevirme ilamı sonucunda; ibraz edilen bilgi ve belgelerden, ilgili taşınmazın 2886 Sayılı Kanun gereğince kiraya verilip verilmediği hususu açıklıkla tespit edilememiştir. Bu nedenle, öncelikle mahkemece, davacı tarafından kira ilişkisinin devralındığı hususu gözetilerek, ilk kira sözleşmesinden itibaren devir evrakları ve devreden kiracı/kiracılar ile davalı arasındaki kira sözleşmeleri de değerlendirilmek suretiyle 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca, bu yasada belirlenen usullere göre kiralananın kiraya verilip verilmediği üzerinde durularak, 2886 Sayılı Kanun'a göre kiraya verildiğinin anlaşılması halinde kiracının 2886 Sayılı Kanunun 75. maddesi gereği süre bitiminde fuzuli şagil duruma düşeceği aksi halde ise TBK 347. maddesi gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre davacı talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.” Şeklinde hüküm kurularak taşınmazın Devlet İhale Kanunu’na göre kiralanması halinde yine aynı kanunun 75. Maddesi uyarınca tahliyenin sağlanacağı aksi halde TBK’nin 347. Maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
• Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/16664 E. 2027/18118 K. Sayılı Ve 25.15.2017 Tarihli Kararında “Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.01.2000 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile dava konusu büfenin davalı ... tarafından davacıya 2886 sayılı yasa gereği ihale yapılmak suretiyle kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Davalı kiraya veren tarafından davacıya hitaben düzenlenen 16.09.2014 keşide tarihli ihtarname ile sözleşmenin 31.12.2014 tarihinde sona ereceği ve T.B.K.’nun 329. maddesi gereği sözleşmenin uzatılmayacağı bu nedenle de 01.01.2015 tarihinde kiralananın tahliye edilmesi gerektiği, aksi halde 2886 Sayılı Yasa gereğince işlem yapılacağı bildirilmiştir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca kiralanan taşınmazlarda anılan yasanın 75. maddesi gereğince kira ilişkisi kira süresinin bitiminde sona ereceğinden Mahkemece; 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesi hükmü gereğince dava tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdiğinin kabulü ile istemin reddine karar verilmesi gerekirken, kira ilişkisinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Şeklinde hüküm kurularak Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılan kira sözleşmelerinin 2886 Sayılı Kanun’un 75. Madde uyarınca yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
• Kira sözleşmesinin DİK’ e göre yapılmadığı ancak daha sonra kiralananın vakfa devredilmesi halinde tahliyenin DİK’in 75. Maddesine göre yapılmayacağına ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/202 E. 2022/1103 K. Sayılı ve 15.02.2022 Tarihli Kararında “Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı ile dava dışı TCDD 1. Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan 01/02/2012 başlangıç ve 31/12/2014 bitiş tarihli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan prensiplere göre, dava konusu taşınmazın 2886 sayılı Kanun kapsamında kiraya verilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bölge adliye mahkemesince taşınmazın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildiği, Vakıf malı niteliğindeki taşınmazın ise 2886 sayılı Kanun'a tabi olduğu gerekçesiyle davacı kiracının sözleşme süresinin sona ermesiyle kiracılık sıfatının da sona erdiği kabul edilmiş ise de; TBK’nın 310. maddesi hükmüne göre kiralananın mülkiyetinin kiraya veren malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiraya veren ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi tüm hak ve borçları ile birlikte kanun gereği kendiliğinden yeni malike geçeceğinden, yeni malik önceki malikle yapılan kira sözleşmesinin tarafı haline gelir. Bu durumda kiraya verenin değişmesi akdi ve akdin niteliğini ortadan kaldırmaz. Şu durumda; dava konusu kiralananın baskın vasfının açık alan olduğu, 22.584,49 m2 açık, 500 m2 kapalı alandan oluştuğu ve \"Tarihi köşk eklentileri, yeşil saha ve rekreasyon alan\" olarak kiraya verildiği, bu nedenle TBK’nın genel hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. …Hal böyle olunca; bölge adliye mahkemesince, TBK’nın 327. maddesi gereğince bir değerlendirme yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” Şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu doğrultuda sadece DİK’e göre kiralanması yapılan taşınmazlar bakımından 75. Maddenin uygulanacağı, sözleşmenin taraflarının sonradan değişerek DİK’e tabi kurum olması halinde uygulanmasının mümkün olmayacağı belirtilmiştir.
d.2 Kira Bedelinin Ödenmemesi
Vakıflar Kanununun 20. Maddesinde “(6) Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazların yatırım karşılığı uzun süreli kira sözleşmeleri hariç olmak üzere kiralamalarında, sözleşme süresi içinde üç aylık kira bedelinin ödenmediği tarihten itibaren on beş gün içinde Genel Müdürlükçe, kiracıya bir ihtarname tebliğ ettirilmek suretiyle kira bedelinin tamamının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenmesi gerektiği, aksi hâlde taşınmazdan hiçbir hüküm ve karara bağlı olmaksızın mülki amirlikçe tahliye edileceği bildirilir. Verilen sürede borcun tamamını ödemeyen kiracının sözleşmesi feshedilmiş sayılır. Bu durum Genel Müdürlük tarafından mülki amirliğe derhal bildirilir ve taşınmaz mülki amirlikçe en geç on beş gün içinde tahliye ve teslim edilir. Alınan altı aylık teminat; kira alacağı, tahliye masrafları ve varsa taşınmazda meydana gelen zararlara mahsup edilir ve kalan kısım kiracıya iade edilir” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca üç aylık kira bedelinin, ihtarnamenin tebliğinden otuz gün içinde kiracı tarafından ödenmemesi halinde mülki amirlikçe vakıf taşınmazının tahliye edileceği hususu öngörülmüştür. Önemle belirtmek gerekir ki; bu tahliyenin sağlanması için öncelikli olarak üç aylık kira bedelinin tamamının ödenmemiş olması gerekmektedir. Kısmı ödemelerin bulunması halinde bu hükmün uygulanmayacağını söylemek mümkündür. Ayrıca kiracıya verilen 30 günlük süre içerisinde de ödemenin gerçekleştirilmesi halinde Vakıflar Kanunun 20. Maddesi uyarınca tahliye sağlanamayacaktır.
Kiracının otuz günlük süre içerisinde ödeme yapmaması halinde ise kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılmaktadır. Bunun için herhangi bir tahliye davasının açılmasına gerek bulunmamaktadır. Uygulamada genelde kiracılar tarafından kira ilişkisinin tespiti davasının açıldığını söylemek mümkündür.
Ayrıca Vakıf Taşınmazların Kiraya Verilme Usul ve Esasları’nın 17. Maddesinde vadesi gelmiş kira bedelinin veya yan giderlerin ödenmemesi halinde otuz günlük süre vererek sözleşmenin feshedileceği ve ihtar süresi içinde ödenene kira bedeline yasal faizin işletileceği hüküm altına alınmıştır.
C- VAKIFLARIN KİRACI KONUMUNDA OLMA HALLERİ
Belirtmek gerekir ki; vakıf ve derneklerin kiracı konumunda oldukları kira sözleşmelerinin hukuki niteliği açısından fikir birliği bulunmamaktadır. Zira amaçlarına yönelik bir kiralama yapmaları halinde bu kira sözleşmesinin iş yeri kirası olarak yorumlanması halinde iş yeri kavramının kapsamı çok genişletilecektir. Yargıtay kararlarına baktığımızda ise genellikle vakıfların kiraya veren konumunda olduğu uyuşmazlıkların çoğunlukta olduğu görülse de vakıf ve derneklerin kiracı sıfatını haiz oldukları uyuşmazlıkların da olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Yargıtaya göre dernek ve vakıfların kiracı olmaları halinde bu sözleşmenin iş yeri kira sözleşmesi niteliğini ihtiva ettiği görülmektedir. Nitekim;
• Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2020/11055 E., 2021/2853 K. Sayılı ve 08.03.2021 Tarihli kararında; “dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere göre davalının dava konusu bağımsız bölümü dernek şubesi olarak kullandığı anlaşılmakla, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre dernek ile şubelerinin işgal ettikleri mekanlar işyeri niteliğinde olup, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 24. maddesi hükmü uyarınca tapuda mesken olarak kayıtlı bir bağımsız bölümün bu amaçla kullanılması, tüm bağımsız bölüm maliklerinin oybirliği ile verecekleri karara bağlıdır.” Şeklinde ifade edilerek dernek ve vakıfların kiracı oldukları sözleşmelerin iş yeri kirası hükmünde olduğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç Olarak;
Mazbut vakıflara ait taşınmazların kiraya verilmesi için gerçekleştirilen işlemler 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun hükümlerine tabidir. Ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünün kiralama işlemleri için hazırlamış olduğu “Vakıf Taşınmazların Kiraya Verilme Usul ve Esasları” ile tip sözleşmesi de bulunmaktadır. Bu doğrultuda taşınmazların kiraya verilmesi işlemleri gerçekleşmektedir.
Kiralama işlemi 2886 Sayılı Kanun uyarınca ihale yoluyla gerçekleştirilmekte olup vakıf taşınmazların kiralanmasında kural olarak “kapalı teklif” ve “açık teklif” usulü kullanılmaktadır. Ancak sınırlı hallerde pazarlık usulünün de uygulanacağı öngörülmüştür.
Kira sözleşmesinin geçerliliği TBK’de belirtilen hükümlerin aksine şekil şartına tabi tutulmuş olup sözleşmenin noter onaylı olması gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan kira sözleşmesinin geçerliliği bulunmamaktadır. Ayrıca Vakıflar Kanununun 20. Maddesi uyarınca kira sözleşmesinin azami süresi üç yıl olarak belirlenmiştir.
Vakıf taşınmazların kiraya verilmesindeki en büyük problem “tahliye” sorununa ilişkindir. Zira 2886 Sayılı Kanunun 75. Maddesi gereğince kira sözleşmesinde belirlenen sürenin sona ermesiyle mülki amir tarafından tahliye sağlanabilmektedir. Yine konut ve çatılı işyeri kiraları hakkında hükümleri amir olan TBK’nin 339. Maddesinde ise tüm kamu kurum ve kuruluşlarının belirtilen hükümlere tabi olacağı belirtilmektedir. Bu halde TBK’nin kiracıyı koruyan düzenlemesi olan 347. Maddesindeki tahliye hükmünün vakıf taşınmazlara uygulanıp uygulanmayacağı hakkında tereddütler bulunmaktadır. Bu İki ayrı usul barındıran hükmün “Tahliye” bakımından aynı anda sonuç veremeyeceği açıkça ortadır. Doktrindeki ağırlıklı görüşe göre; TBK’nin 347. Maddesinin vakıf taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinde uygulanması gerekmektedir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarında ise, mazbut vakıfların taşınmazlarının kiraya verilmesi işlemlerinin DİK’e tabi olması nedeniyle TBK hükümlerinin uygulanmayacağı, 2886 Sayılı Kanunun 75. Maddesinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Vakıfların kiracı konumunda olmaları halinde ise durum yukarıda anlatılanlardan daha farklıdır. Vakıf ve derneklerin kiracı konumunda oldukları kira sözleşmelerinin hukuki niteliği açısından da doktrinde fikir birliği bulunmamaktadır. Yargıtay kararlarına baktığımızda ise vakıfların kiracı konumunda oldukları sözleşmelerin “iş yeri kirası” niteliğinde olacağı kanaatine varıldığı görülmektedir.
1. İnceoğlu, C. II, s.28.
2. Erzurumoğlu, a.g.e., s. 54-55
İlgili içeriğin video anlatımı aşağıdadır.

2B Arazileri Ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Miras Sebebiyle İstihkak Davası

TAŞINMAZIN DEVRİ VEYA TAŞINMAZ ÜZERİNDE SINIRLI AYNİ HAK KURULMASINA İLİŞKİN ARABULUCULUK TUTANAKLARININ İCRASI

İHALENİN FESHİ DAVALARI

YENİ ARAZİ OLUŞMASI YOLUYLA TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİ KAZANMA / TMK m.708

6306 Sayılı Kanun’un 6. Maddesinin Anayasal Hak Ve Özgürlükler Açısından Ele Alınması

TAŞINMAZ KİRALAMALARINDA KİRAYA VERENİN HAPİS HAKKI

7445 Sayılı Kanun Ve Dava Şartı Arabuluculuk

ERKEN TAHLİYE’NİN KİRAYA VEREN VE KİRACI BAKIMINDAN SONUÇLARI

Aile Konutu

BORÇLUYA SATIŞ YETKİSİNİN VERİLMESİ VE İİK 135/2 KAPSAMINDA TAŞINMAZLARIN TAHLİYESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Değer Artış Payı

Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Kamulaştırmasız El Atmalara Yönelik Önemli Kararına İlişkin Değerlendirme.

TRAMPA SÖZLEŞMESİ
