Yayınlarımız
İcra Hukuk Mahkemesi Kararları
Kesin hüküm; maddi anlamda kesin hüküm ve şekli anlamda kesin hüküm olarak ikiye ayrılmaktadır. Şekli anlamda kesin hüküm; mahkeme kararına karşı bütün olağan yasa yollarının kapanması anlamına gelmektedir. Maddi anlamda kesin hüküm ise aynı taraflar arasında, aynı vakıalarla aynı talebin konu edilememesi anlamına gelir. Maddi anlamda kesin hükmün oluşması için şekli anlamda kesin hükmün varlığı gerekmektedir.
İcra mahkemelerinin vermiş olduğu kararlar, yargı yoluna açık olmaları nedeniyle kesin hüküm teşkil ediyor olsalar da maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmezler. Bunun nedenleri ise;
1- İcra mahkemelerinin sınırlı yargılama ve sınırlı inceleme yetkileri vardır. İstisnalar haricinde icra hukuk mahkemeleri ancak tarafların belirli şartlara uygun olarak sunmuş oldukları delilleri inceleyebilirler.
2- İcra hukuk mahkemesinde yapılacak yargılamaların asıl amacı maddi gerçeği bulmak değildir. Takip hukuku bakımından uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak asıl amacı teşkil etmektedir.
İcra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi icra mahkemesinde karara bağlanan bir hususun daha sonra genel mahkemelerde dava konusu yapılabilmesini sağlamaktadır. Bu ifadelerden yola çıkarak, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi, kambiyo senedinin şekil şartlarının eksikliği sebebiyle verdiği iptal kararları, genel mahkemelerde temel borç ilişkisine dayanılarak ikame edilecek maddi hukuk davalarına kesin hüküm engeli oluşturmaz.1
Önemle belirtmek gerekir ki icra hukuk mahkemelerinin kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmasa dahi tarafları ve konusu takip işlemi için kesinlik oluşturmakta olup başka bir icra mahkemesi de aynı takip için yeni bir karar verememektedir. Buna ilişkin olarak;
· Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/5062 E. ve 2020/8062 K. Sayılı Kararında” İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonradan
1 İyilikli, a.g.e, s.59
oluşturulacak aynı konuda, aynı takiple ilgili ve tarafları aynı olan kararlar yönünden birbirlerine karşı kesin hükmün sonuçlarını doğururlar.” şeklinde ifade edilmiştir. Kararda icra mahkemesinin vermiş olduğu kararların takip hukuku açısından kesin hüküm teşkil ettiği belirtilmiştir.
B-ÖZEL DURUMLAR:
® İhalenin Feshi (İİK 134)
Cebri icra yoluyla yapılan açık arttırmalarda ve ihalede bir usulsüzlüğün bulunması halinde bu cebri icra işleminin iptali yani ihalenin feshi talep edilebilir. İhalenin feshi icra mahkemesine yapılan şikayetin özel hali olarak tanımlanabilir. Kural olarak tanık ve yemin delillerine başvuramayan icra mahkemesi, ihalenin feshi istemlerinde tanık beyanlarına ve tarafların istemi üzerine yemine başvurabilmektedir. Öte yandan bilirkişiye başvurulabileceği gibi keşif incelemesi de yapılabilmektedir. İhalenin feshi yargılama usulü bakımından genel hükümlere başvurulmak suretiyle incelendiğinden maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmektedir.
Yargıtayın eski tarihli kararlarında icra hukuk mahkemelerinin kararlarının kesin hüküm oluşturmayacağı belirtildikten sonra ihalenin feshi davalarının bu hususa istisna teşkil ettiği hükme bağlanmaktaydı. Ancak Yargıtay’ın son dönemde vermiş olduğu kararlar incelendiğinde ihalenin feshi istemine yönelik kararların kesin hüküm teşkil etmesine rağmen genel mahkemede yolsuz tescil davası açılabileceğine ilişkin kararlar verdiği görülmektedir. Buna ilişkin olarak;
· Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2017/1045 E. ve 2017/5994 K. Sayılı Kararında “Mahkemece, ihalenin feshi davasını açan ... Kollektif Şirketinin temsilcisi ...'ın şikayeti üzerine ihale feshedilmişken, temyiz aşamasında davasından feragat etmesi nedeniyle ihalenin kesinleştiği ve bu nedenle 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesi gereğince davacının eldeki davayı açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar, Dairece “... İcra İflas Kanunu'nun 134. maddesi hükmü çerçevesinde ihalenin usulsüzlüğünden bahisle feshi istenebileceği gibi, ihale sonucu edinilen mülkiyete dayalı tescilin yolsuz olduğu ileri sürülerek tapu iptal ve tescil davası açılmasına da yasal engel yoktur. Hal böyle olunca, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.” şeklinde karar
verilmiştir. Bu karara göre ihalenin feshi için bir yıllık süre geçse de tapu iptal ve tescil davası açılabilmektedir.
· Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2011/63 E. Ve 2011/5251 K. Sayılı Kararında “ Öte yandan, İİK'nın 18. maddesi uyarınca icra yargılaması basit usule tabidir. Aynı Yasa'nın 134. maddesinin ikinci fıkrasında ise, ihalenin feshi, BK'nın 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere, ... yalnız tetkik merciinden şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde istenebilir. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir hükmü düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere anılan hükümler, icra hukuku ile sınırlı olan, basit yargılamaya tabi bulunan ve İcra Tetkik merciinden şikayet yoluyla istenebilen fesihleri tanımlamaktadır. Bu kapsamda kalan bir soruşturma ve değerlendirmenin, tapu kayıtlarının oluşumundaki illilik prensibi karşısında mülkiyet hakkının illetini teşkil eden nedenin varlığına ya da yokluğuna delalet edemeyeceği; değişik ifadeyle, ihalenin feshi isteklerinin reddedilmiş olması keyfiyetinin, temelde yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir.” denilerek ihalenin feshi talebinin reddedilmiş olması durumunun yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmayacağına karar verilmiştir.
® Ancak Yargıtay 12. Hukuk dairesi yeni tarihli kararlarında ihalenin feshi isteminin reddine yönelik kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilmektedir. Buna ilişkin olarak;
· Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/4018E. 2022/5778 K. Ve 16.05.2022 Tarihli kararında “İcra mahkemesince verilen kararlar (istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararları hariç), kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamaz.
Somut olayda, yargılamanın yenilenmesi talep edilen icra mahkemesi kararı, ihalenin feshi talebinin reddine ilişkin olup, yargılamanın yenilenmesi talep edilecek kararlardan olduğu gibi davacı tarafından (yargılamanın yenilenmesine konu ihalenin feshi talebinin reddine dair kararın 23/06/2021 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde) 06/08/2021 tarihinde yapılan başvuru süresindedir.” Şeklinde hüküm kurulmuştur. İşbu karara göre ihalenin feshi talebinin reddine ilişkin kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi
nedeniyle bu ret kararına ilişkin yargılamanın yenilenmesi talep edilebilmektedir.
C-İSTİHKAK DAVASI:
İcra takibinde ödeme emrinin kesinleşmesiyle birlikte, alacaklı borçlunun taşınır, taşınmaz mallarını veya üçüncü kişilerde bulunan alacaklarını haczedebilir. Alacaklının borçlunun mallarını haczetmesi sırasında borçlu veya üçüncü kişi tarafından söz konusu mallar üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddiasında bulunulması durumunda ise istihkak iddiası ve istihkak davası gündeme gelmektedir. Alacaklı tarafından borçlunun mallarının haczedilmesi durumunda borçlu veya üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunabilir. İstihkak davası, icra mahkemesi tarafından basit yargılama usulüne ve genel hükümlere göre çözülmektedir. Bu doğrultuda da istihkak davalarında icra mahkemesi tanık ve yemin deliline ve bilirkişi incelemesine başvurabilmektedir.
Doktrinde istihkak davalarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil edip etmediğine ilişkin olarak iki farklı görüş bulunmaktadır:
1) Birinci görüşe göre istihkak davası sonucunda verilen hüküm aynı taraflar, aynı dava konusu ve aynı hak söz konusu olduğunda açılacak bir başka dava için kesin hüküm teşkil etmektedir. Zira icra mahkemesi bu davayı genel hükümlere göre ve delilleri serbestçe takdir ederek karara bağlamaktadır.
2) Doktrindeki diğer bir görüşe göre, istihkak davalarının amacı malın maddi hukuk anlamında kime ait olduğunu belirlemek değildir. Asıl amaç icra takip hukuku bakımından uyuşmazlığı çözmektedir.
3) Yargıtay içtihatlarına baktığımız zaman çok yeni tarihli ve aralarında çok az bir zaman bulunan kararlarında dahi içtihat birliği olmadığını söylememiz mümkündür. Zira
· Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/5105 E. 2023/3724 K. sayılı ve 25.05.2023 tarihli kararında “ 1-İstihkak davalarında, geçerli bir haczin varlığı davanın ön koşullarından biridir. Haczin mevcut olup olmadığının, mahkemece, davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonraki şikayet yönünden kesin hüküm teşkil ederler.
Her ne kadar istihkak davalarına umumi hükümler dairesinde bakılıp, her türlü delil ileri sürülebilir ise de, istihkak davalarında amacın, hacizli mal üzerinde üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın maddi hukuka göre mevcut olup olmadığının tespit edilmesi değildir. Aksine davanın amacı, haczedilen belli bir mal üzerinde cebri icranın cereyan edip etmeyeceğinin belirlenmesidir. Yani İstihkak davası sadece takip hukuku alanında ve derdest somut icra takibi bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava sonunda verilen karar da yalnız derdest takip bakımından kesin hüküm teşkil edebilir. Söz konusu karar başka bir takip bakımından kesin hüküm teşkil etmez. (Hacizde istihkak davası Dr. Kudret Aslan) Öte yandan; İİK'nin 97/son maddesine göre istihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce karara bağlanması gerekir.” şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu karara göre istihkak davası; her ne kadar genel hükümler çerçevesinde incelense dahi sadece somut icra takibi bakımından sonuç doğurabilmektedir.
· Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022 / 4018 E. 2022 / 5778 K. ve 16.05.2022 tarihli kararında “İcra mahkemesince verilen kararlar (istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararları hariç), kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamaz.” şeklinde belirtilmiştir. Bu kararda ise icra hukuk mahkemelerinin incelediği istihkak davalarının ve ihalenin feshi istemlerinin istisna niteliğinde olduğu yani maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere istihkak davaları bakımından Yargı kararları arasında bir tutarlılık bulunmamaktadır. Aynı dairenin çok kısa aralıklarla vermiş olduğu iki farklı kararda bu husus açıkça anlaşılmaktadır.
SONUÇ OLARAK;
İcra Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemektedir. Zira icra hukuk mahkemesi tarafından yargılama basit yargılama usulüne göre ve sınırlı delil incelemesiyle yapılmaktadır. Ancak delillerin serbestçe değerlendirildiği ihalenin feshi ve istihkak davalarının sonucunda verilen kararların kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağına ilişkin gerek doktrinde gerek de Yargıtay tarafında tartışmalıdır. Yargıtay
12. Hukuk Dairesinin bu davalara ilişkin vermiş olduğu kararlar birbirinden farklı olsa da yeni tarihli kararlarında genel olarak ihalenin feshi istemlerinin reddine ilişkin kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği hükme bağlanmaktadır.

2B Arazileri Ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Miras Sebebiyle İstihkak Davası

TAŞINMAZIN DEVRİ VEYA TAŞINMAZ ÜZERİNDE SINIRLI AYNİ HAK KURULMASINA İLİŞKİN ARABULUCULUK TUTANAKLARININ İCRASI

İHALENİN FESHİ DAVALARI

YENİ ARAZİ OLUŞMASI YOLUYLA TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİ KAZANMA / TMK m.708

6306 Sayılı Kanun’un 6. Maddesinin Anayasal Hak Ve Özgürlükler Açısından Ele Alınması

TAŞINMAZ KİRALAMALARINDA KİRAYA VERENİN HAPİS HAKKI

7445 Sayılı Kanun Ve Dava Şartı Arabuluculuk

ERKEN TAHLİYE’NİN KİRAYA VEREN VE KİRACI BAKIMINDAN SONUÇLARI

Aile Konutu

BORÇLUYA SATIŞ YETKİSİNİN VERİLMESİ VE İİK 135/2 KAPSAMINDA TAŞINMAZLARIN TAHLİYESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Değer Artış Payı

Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Kamulaştırmasız El Atmalara Yönelik Önemli Kararına İlişkin Değerlendirme.

TRAMPA SÖZLEŞMESİ
